MAISON FRANÇAISE / SEZGİN AKSU / 06.11.2015

Bir mobilyanın mekan ve kullanıcısıyla kurması gereken ilişkiyi bize tanımlayabilir misiniz?
İlişkiyi şöyle açıklayabilirim; sanki bir evlilik gibi. Değişik parçaların berabere gelmesi ve dengeyi bulması… Önemli olan ortamda kullanılan parçaların bir symbiose için var olması… Burada tasarım, finishing’ler, ürünler hangi malzemeden yapılmış, kaplama olarak neler kullanılmış, bunlar önemlidir. Sonunda insanın, mekanın ve mekan için olan ürünlerin en iyi şekilde birleşmesi…

Kimi zaman ürünün ortama yakışmadığı konusunda yorum yaparlar, bu doğru olabileceği kadar olamayabilir, bu individuel tarza bağlı değişir. Bir iç mimarin işi müşteriyi anlamak, pazarda olan ürünleri bilmek, mekanı anlamak ve sonunda bu üç parça için bir ortam kurmak.

Sizce ideal bir ofis nasıl olmalı?
Son zamanlarda çok konuşulan bir konu bu. İdeal ofis nasıl olmalı? Kendim için düşünürsem şunu söyleyebilirim, ofiste en azından günün 8 saatini geçiriyorum ve bu yüzden ortamın çok rahat olması çok önemli.
Genelde kendi evlerimizde rahatlığı buluyoruz. Ofiste tabii ki bu kadar olmasa da evde düşünülen bazı detayları kullanabiliriz. Renkler, malzemeler, formlar çok önemli.

Her ofis aynı olmadığı için ve her ofise gereken detaylar farklı olduğu için, duruma göre ofisler de değişiyor. Önemli nokta ofislerde çalışan insanların rahatlığına çok dikkat etmek lazım. Benim söylememe gerek yok zaten, iyi tasarlanmış ofislerde insanlar daha huzurlu çalışıyorlar. Önceden tek ofis mobilya üzerine konuşulurdu, bugün yetmiyor, daha çok ofis ambiyansından konuşuyoruz. En doğru ambiyansı nasıl kurabileceğimiz konusunda çalışıyoruz. Ses yalıtımı çok önemli oldu, biz tasarladığımız ofislerde (bar ve restaurantlarda) gürültü oluşumuna çok dikkat ediyoruz ve gerektiğinde akustik paneller kullanıyoruz, dünyada bu konuda çok ilerde olan Caimi ile çalışıyoruz. Yeni tasarladığım akustik üzerine ürünler 2016’da çıkıyor. Türkiye’de bir tek Addo Furniture’da bulunacak.

Addo Furniture ile olan çalışmalarınız nasıl başladı?
Benimle iletişime geçtiklerinde, Addo firmasını tanımıyordum. Birkaç kere mailleştikten sonra onlarla görüşmeye karar verdim ve benim için büyük sürpriz oldu, işini seven ve bağlılıkla yapan insanlarla tanıştım. Vizyonumuzu konuştuk ve anlaştık. Yeni bir ofis sistemi üzerine çalışmaya karar verdik, paralel olarak değişik oturma grupları üzerinde de çalışmaya başladık.

Yeni nesil ofis anlayışından ve bu bağlamda buna hizmet eden tasarımınız Bridge yönetici ünitesinden bahsedebilir misiniz?
Tasarladığım her parçanın uzun süre yaşamasını isterim ve ona göre çalışırım. 15 sene önce tasarladığım ürünler hala üretimde ve çok iyi gidiyor. Bu benim için çok önemli. Tasarımımın moda olmasını çok istediğimi söyleyemem, moda gelir geçer, ben mümkünse kalmak isterim. Bridge’de dikkat ettiğimiz detaylar bunlar. Brief olarak da zaten kendini gösteren ve aynı zamanda çok fonksiyonel, pratik ve uzun yaşamlı bir ürün isteği vardı. Bridge’in isim olarak önemli bir anlamı var. Köprü, yani insanları taşıyan bir konstrüksiyon… İnsan deyince sadece fiziksel olarak değil, daha çok bilgi taşıyan, ilişki kuran, insanları birbirine yaklaştıran… Proje baktığınızda gerçekten köprü konstrüksiyonu düşünülerek tasarlandı. En önemli detayı ise ayakları. Her köprüde olduğu gibi bu sistemde de ayaklar çok önemli çünkü bu sisteme tarz veren ayaklar. Ayak tasarımında dikkat etmemiz gereken noktalar vardı. Önemli olan tasarımın uzun yıllar boyu geçerli olması, kabul edilmesi. Form olarak ayağa yumuşak bir imaj vermeye çalıştık, malzeme olarak alüminyum seçtik. Alüminyum ile her formu yapma imkanınız oluyor. Bridge’in bu kimlik sahibi ayağı dergilerde ya da herhangi bir yerde görüldüğünde ‘bu Addo ürünü’ denilmesi bir tasarımcı için çok büyük önem taşıyor.

Estetik ve fonksiyonellik anlamında Bridge neler vaat ediyor?
Estetik olarak değişik önemli noktaları var, Addo ürünü olarak bilinirliği
ve müşteriye güven vermesi çok önemli. Fonksiyonel olarak ayağın o şekilde durması güven verici ve kullanılan form ona uzun süre yaşama şansı veriyor.

Birçok farklı alanda çalışıyorsunuz. Hangi sektör veya ürün tasarımı için üretmek size en çok keyif veriyor?
Doğru, şimdiye kadar birçok alanda çalışma imkanım oldu. İtalya’da Enel için seneler önce sayaç tasarlamıştım M. De Lucchi ile birlikte. 20 milyondan fazla üretildi ve her İtalyan’ın evinde bulunur. Olivetti için bütün hesap makinelerini tasarladık. Compaq için tablet üzerinde çalıştık. Teknoloji ürününden koltuklara, sandalyelere, iç mimarlık projelerine kadar birçok alanda çalıştık. Tasarladığım ürünleri tasarladığım mekanlarda kullanmak çok zevk verici. Son 5-6 senedir contract için kullanılan ürünlere konsantreyim. Tabii diğer proje ve ürünleri tasarlamayı da çok seviyorum. Sonunda şunu daha çok seviyorum demek benim için çok zor. Her proje benim için yeni heyecan demek, çocuk gibi sevinebiliyorum.

İleriye dönük hayalleriniz ve güncel projelerinizi öğrenebilir miyiz?
Çok farklı hayallerim yok açıkçası. Fonksiyonel, güzel ve uzun hayatlı ürün tasarlamaya devam etmek… Tasarlamadığım şeyler tasarlamak; mutfak, banyo ürünleri, beyaz eşya… Ya da güzel bir marka için art-director olarak çalışmak ve böylece yaklaşık her şeyi yapmış ve denemiş olacağım.